“3. Trabzon İpekyolu İşadamları Zirvesi”


  

Ekonomi Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen ve 21 ülkeden iş adamlarının katıldığı “3. Trabzon İpekyolu İşadamları Zirvesi” yapıldı.

 

Trabzon valiliği, Trabzon büyükşehir belediyesi, Trabzon Ticaret Sanayi Odası ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliğinin 3 kez organize ettiği 23 ülkeden 300’e yakın iş adamının ve üst düzey yöneticilerin katıldığı ipek yolu zirvesi Novotelde düzenlenen bir gala ile sona erdi.

 

Trabzon Valisi Abdil Celil Öz, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclis Başkanı Mehmet Büyükekşi, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Salih Zeki Murzioğlu, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Suat Hacısalihoğlu, Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Trabzon Milletvekili Faruk Nafız ÖZAK toplantıda hazır bulundu.

 

Öğleden sonra düzenlenen panelde konuşma yapan ÖZAK, şöyle konuştu;

 

Sözlerime ömrünün büyük kısmını Trabzon ve Türkiye’nin gelişmesine adamış, Türk-İran ilişkilerinin gelişmesinde önemli katkıları olmuş, TS Başkanlığı yapmış değerli büyüğümüz Ali Osman Ulusoy’u rahmetle anarak başlamak isterim.

 

Değerli katılımcılar,

Ticaret, Finans, Lojistik ve Turizm gibi dört önemli sektörde işbirliği imkanlarının görüşüleceği 3. Trabzon İpekyolu İşadamları Zirvesi’ne hoş geldiniz. Bu buluşmaya, Trabzon’da ev sahipliği yapmaktan onur duyduğumuzu ifade etmeliyim.

 

Aramızda 23 ülkenin değerli siyaset adamları, bürokratları ve iş adamları bulunuyor. Bugün burada, Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan İpekyolu’nun ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatan çok güzel konuşmalar, tartışmalar oldu.

Bugün de İnşallah ekonomik, kültürel öneme sahip tarihi İpekyolunun yeniden canlanmasına sebep olacak bir toplantıda biraradayız. Umarım bu tür toplantılar, Doğu Karadeniz Bölgemiz ve Trabzon ilimizin, günümüz dinamiklerinde tekrar bu işlevini sürdürebilmesi, İpekyolu hinterlandında bulunan ülkelerle ticari ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi, Bölgemizde Tarihi İpekyolu Ticaretinde var olan yatırım ve turizm potansiyellerinin tanıtımının yapılması ve Bölgemiz ihracatının geliştirilmesine olanak sağlayacaktır.

Değerli konuklar, Anadolu coğrafyası, jeopolitik ve jeo-stratejik konumu nedeniyle Avrupa ile Asya kıtalarını birbirine bağlayan bir işlev üstlenmiştir. Zira bu konumu Anadolu’ya, tarih boyunca Doğu ile Batı’nın iletişimini sağlama rolünü vermiştir. Nitekim tarihe İpek Yolu olarak geçen ticaret yolunun en önemli güzergâhının Anadolu coğrafyasından geçmesi de Anadolu coğrafyasının önemini açıkça ortaya koymaktadır. Yine hepinizin bildiği gibi tarihi İpek Yolu’nun ana güzergâhlarından biri de şu anda sizlere ev sahipliği yapan Trabzon olmuştur.

 

Bu buluşmaya adını veren İpekyolu, aslında bir ticari faaliyetin adı olarak bilinse de binlerce yıldan günümüze kadar ulaşan ticari faaliyet dışında çok değerli birikimlerin varlığına da işaret etmektedir. Nitekim Marko Polo gibi bir ticaret misyonerinin ticaret amaçlı olsa bile bulunduğu yerlere dair verdiği bilgiler, 13. Yüzyıl dünyasına ait ilgi çekici veriler sunmaktadır. Ulaşım ve iletişim imkânlarının oldukça kısıtlı olduğu Ortaçağ dünyası, bu tür ticari faaliyetler ve ticaret amaçlı seyyahlar sayesinde günümüze aktarılabilmektedir. 1402 yılında İspanya’dan hareket ederek İstanbul ve Trabzon üzerinden Timur’un sarayına giden Ruy Gonzáles de Clavijo’nun yolculuk güzergâhına dair verdiği kıymetli bilgiler arasında Fetih öncesi Bizans İstanbul’unun durumundan Osmanlı’nın Fetret Devri olaylarına, Trabzon Limanı ve ticaretinden İpekyolu’nun Doğu Anadolu güzergâhının durumu, kapasitesi ve güvenliğine kadar kıymetli veriler sunmaktadır. Hiç kuşkusuz bu veriler bir yandan geçmiş zamanlarda yaşananlara ışık tuttuğu gibi, geleceğimizi oluşturmamıza da rehberlik etmektedir.

 

Konuya bu bağlamda bakıldığında ticari faaliyetlerin, yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmadığı, toplumlar ve ülkeler arasında sosyo-kültürel etkileşimlere de kaynaklık ettiği açıkça söylenebilir. Başka bir ifadeyle ticaret, ülkeler ve toplumlar arasında sağladığı sosyo-kültürel ilişki ile dostluğu ve barışı sağladığı gibi, düşmanlıkları ve savaşları da engeller. Yani karşılıklı bağımlılık meydana getirir.

 

12 ve 13. Yüzyıllarda bir kolu Trabzon üzerinden geçen Doğu-Batı ticareti, en verimli dönemini 19. Yüzyılda yaşamıştır. Avrupa’da Sanayi Devrimi’nin yaşanması ve mamul maddelerin Doğu’ya ulaştırılması gündeme geldiğinde de bu ticari faaliyetin ilk akla gelen güzergahı Trabzon olmuştur. 1830’larda başlayan kıtalar arası bu yeni potansiyelin ana limanı Trabzon olmuştur. 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı’na kadar Doğu-Batı ticaretinin en işlek limanı olan Trabzon, yaklaşık yüz yıllık bu dönemde adeta bir dünya kenti konumuna erişmiştir. Bu konumuyla da Orta Asya, Kafkasya ve Doğu Anadolu'nun İstanbul ve Avrupa ile ilişkisinde önemli bir ticaret ve kültür merkezi olmuştur. Tarihin yakın ve uzak sayfalarında adına sıkça rastladığımız Trabzon, sayısız şaire esin kaynağı olmasının yanında birçok romanın da ana teması olagelmiştir. Hiç kuşkusuz bu durum da kültürel etkileşimin açık bir göstergesidir.

 

Avrupa ve Asya’nın değişik kentleriyle yoğun ticari ilişkileri olan Trabzon, İstanbul’dan sonra Anadolu’nun başlıca çok kültürlü kentlerinden biri, belki de ilkidir. Yalnızca 19. yüzyılda değişik amaçlarla Trabzon’u ziyaret eden seyyah sayısının onlarla ifade edilmesi kentin cazibe merkezi olduğunun önemli bir belirtisidir. Yine bu tarihlerde Trabzon’dan Marsilya ve Köstence gibi Avrupa limanlarına gemi seferleri düzenlenmesi de bu kaynaşmayı vurgular niteliktedir.

 

Soğuk Savaş döneminin sona ermesinden sonra Doğu’daki ülkelerle iyi ilişkilerini yeniden kuran Türkiye Cumhuriyeti devletinin, bu ilişkide en aktif rolü olan illerinden biri Trabzon olmuş, küreselleşen dünyada önde gelen bir yer edinmek için kolları sıvamıştır. Kara, hava ve denizyolu imkanlarıyla bu ilişkiyi kuracak altyapıya sahip olduğu gibi girişimci, kararlı ve azimli insan potansiyeliyle de özlenen yerini sağlamakta gecikmeyecektir. Bu ilişkiyi temellendirecek bir diğer kurum ise ilimizde bulunan ve ülkemizin en eski üniversitelerinden biri olan Karadeniz Teknik Üniversitesi’dir. Nitekim, kendisinden beklenen misyonu her geçen gün bir adım daha yukarıya taşıyan Üniversitemiz bugün, büyük çoğunluğu bu toplantıya katılan ülkelerin çocukları olmak üzere bini aşkın öğrenciye öğrenim imkanı sunmaktadır. Mezuniyetlerinden sonra ülkelerine dönseler bile, hiç kuşku yok ki her biri ülkelerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kültür elçisi olma vasfı taşıyacaklardır.

 

Bin yılı aşkın süreden beri Anadolu coğrafyası merkezli olarak bu bölgede siyasal egemenliğini sürdüren Türk milleti, tarihsel geçmişi ve ilişkileri nedeniyle Doğu’ya, Asya’ya yakın olmuş; bilim ve sanayiye ulaşma bağlamında ise yönünü Batı’ya döndürmüştür. Kısaca kelimenin tam anlamıyla Doğu-Batı arasında bir köprü, bir bağlantı noktası, bir iletişim menbaı olagelmiştir. Bu konum ve özelliğinin farkında olarak geleceğe bakmakta ve ilişkilerini bu bağlamda yeniden dizayn etmektedir. Bu yeni anlayışımızla, ticareti yalnızca ekonomik bir araç olarak görmeyip, onu sosyal ve kültürel kaynaşmanın temeli olarak nitelendirmekteyiz. Devletler ve toplumlar arasında sosyo-kültürel ilişki ve kaynaşmanın artması, yalnızca maddi gelişmeyi değil kültürel gelişmeyi de beraberinde getirecek, karşılıklı olarak insanlarımıza barış, huzur ve mutluluk sağlayacaktır. 

 

Değerli konuklar, son yıllarda Uluslararası spor müsabakalarında Türkiye çok yol aldı. Özellikle Spor Turizmine yönelik organizasyonları projeleri beraber yapabiliriz.

Bildiğiniz üzere THY bir dünya markası oldu. Artık dünyada gitmediği bir destinasyon yok. Bu da İpekyolu’nun havadan ihya edilmesinin yolunu açmıştır.

 

Tabiki; öncelikle sosyal refahı artırmak lazım. Çok önemli bir ifade var, denilir ki; tüccarların geçtiği yollardan, asker geçmez, savaş olmaz, barış olur. Biz doğunun kültürünü, sanatını, insana saygısını, mütevaziliğini ileri geleceğe taşıyarak, örnek alarak, batının demokrasisi, insan hakları, bilim ve teknolojisi ile buluşturup, her türlü imkana sahip Doğunun refah seviyesini artırmayı amaçlıyoruz.  Biz AB’ye girmek isteyen, ancak hiçbir zaman doğudan aldığı kültürü unutmayan bir toplumuz. Batının disiplini insan hakları ve demokrasisini bilimini örnek alıyoruz.

 

Dünyanın en iyi 225 otelinin, 25’ i Türkiye’de. ABD’ den sonra müteahhitlik ve müşavirlik konusunda dünyada 2. sıradayız. Türkiye bu konudaki bilgi ve birikimlerini dost ülkelere aktarabilir.

Çevremizde yaşanan tüm sıkıntılara rağmen çok şükür, ülkemiz gösterdiği ekonomik performansla dünyanın en büyük 16., Avrupa'nın en büyük 6. Ekonomisi konumuna gelmiştir. 2023 yılında inşallah hedefimiz 10. büyük ekonomi olmaktır. İhracatımıza yapacağı katkı nedeniyle  bu tür toplantıları çok önemli buluyoruz.

Coğrafi konumu nedeniyle, eski çağlardan beri doğu ile batı arasında bir köprü işlevi gören Anadolu, İpek Yolunun en önemli kavşak noktalarından biri olmuştur. Tabiki tarih boyunca insanların gereksinimleri, ilgi odakları farklılaşmıştır. İpek taşımacılığı ile ön plana çıkan tarihi yol şimdi farklı ihtiyaçlar, lojistik, turizm gibi alternatif amaçlarla yeniden hayat bulacaktır.

Spor turizmi, sağlık turizmi, kış turizmi gibi alternatif turizmi geliştirmek lazım. Sağlık turizminde çok önemli atılımlar yaptık. Düzenlediğimiz olimpiyatlarla spor alt yapımızı güçlendirdik. Kuruvaziyer turizmine ilişkin çalışmalarımız var. Halen, bölgede Çakırgöl Kış Turizm Merkezi ve Yeşil Yol projelerini yürütüyoruz.

 

Sizlere alternatif turizm kapsamında bölgemizde yürütmekte olduğumuz bu 2 çalışma hakkında bilgi aktarmak isterim;

BİRİNCİ ÇALIŞMA; ÇAKIRGÖL TURİZM MERKEZİ ile alakalı. Gümüşhane il sınırları içerisinde yer alan ve Sümela Manastırının 10 km güneyinde bulunan Çakırgöl ve yaylaları  Bakanlar Kurulu kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir. 2004-2005 kış ayları başlarında bölgeye 1 adet rasat istasyonu inşa edilerek uzman ekip tarafından bölgenin Kayak Merkezine uygunluğu incelenmiştir. İncelemeler sonucunda sis, rüzgar, nem ve çığ problemi olmadığı, uzun kar mevsimi ve kar kalitesi nedeniyle kayak merkezi açısından çok uygun bir alan olduğu saptanmıştır.

Turizm Merkezinin master plan, jeoteknik etüd, detaylı çığ etüdü, ve diğer çalışmaları yapılmıştır. Çakırgöl Kış Turizmi merkezinin tüm planları tamamlanmıştır. Sahanın turizm amaçlı kullanımına yönelik işlemler tamamlanmıştır. Kayak Merkezine YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ile sorunsuz bir şekilde yatırım yapılabilecektir. Gerekli yasal düzenleme yapılmıştır.

ÇAKIRGÖL KIŞ TURİZMİ MERKEZİ, BÖLGE SÜMELA’YA YAKINLIĞI (10 km-15 dk) NEDENİ İLE YAZ-KIŞ AYLARINDA BERABERCE DEĞERLENDİRİLEBİLECEK BİR PAZAR POTANSİYELİNE SAHİPTİR. Çakırgöl projesi yaz aylarında Sümela’yı ziyaret eden asgari 350.000 turistin önemli bir kesiminin ziyaret edeceği, kış mevsimi dışında, yoğun bir yaz kullanışına imkan veren, bir kış sporları merkezi olarak planlanmıştır. Merkez, Sümela’yı ziyaret eden turistlere sadece 15 dakikalık mesafede bulunmaktadır. Ayrıca Krom Vadisi ve Santa Harabelerine yakınlığı alanın turizm açısından cazibesini artırmaktadır.

Türkiye’de ve dünyanın çoğu yerinde, yaz aylarında bu kadar yoğun bir kullanışa sahip başka bir kış sporları merkezi yoktur. Yatırımcı açısından son derece önemli olan bu durum projenin başarı şansını yükseltmektedir.  Bu projenin yakın dönemde tamamlanmasıyla İnşallah çok sayıda yerli ve yabancı misafiri bölgemizde ağırlayacağız.

 

İKİNCİ ÇALIŞMA; Samsundan Sarpa kadar 9 ili kapsayan (Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Bayburt, Gümüşhane, Rize, Artvin) YEŞİL  YOLCULUK projesi olarak adlandırdığımız, yaylalardaki kötü yapılaşmayı önlemek, buralardaki yerel değerleri öne çıkarmak amacıyla yürütülen bir çalışmadır. Doğaya uygun olarak, yaylaları birleştirecek yol çalışması devam etmektedir. Ayrıca bu yol güzergahı üzerinde Turizm Merkezleri belirlenmiştir. Söz konusu proje tamamlandığında bölge ve ülke ekonomisine ve istihdama büyük katkı sağlayacaktır.

 

Yeşil Yol Projesi Bakanlığım döneminde başlatılan ve 2010 yılında tamamlanan Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Rize İllerini kapsayan Doğu Karadeniz Turizm Master Planının tamamlanmasıyla uygulamaya geçilmiştir.

 

Doğu Karadeniz Turizm Master Planı plan sınırları içinde yer alan tüm illerin tanıtım ve pazarlanması sırasında “Yeşil Yolculuk” kavramını öne çıkarmış ve bölgenin yeşil kaynakları olan yaylaları mevcut altyapıdan da faydalanarak birbirlerine bağlama yolunu seçmiştir.

 

Deniz turizminin yanına tarih, kültür, doğa sporları, kış, kongre, gastronomi turizmini katmaya, el sanatlarımızı geliştirmeye ve turizm sunumumuzu bununla zenginleştirerek insanımızın daha fazla para kazanmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu açıdan baktığımızda Doğu Karadeniz önemli bir potansiyel olarak önümüzde duruyor. Dünyada küresel ısınma var. Karadeniz'in bir ölçüde bakir ve bundan sonra dikkat edersek koruyabileceğimiz temiz bir potansiyeli var. Türkiye'nin güney kesimine dünyaca meşhur bir mavi yolculuk var. Karadeniz'e de bir 'Yeşil Yolculuk' hayal ettik. Samsun'dan Artvin'e kadar, Gümüşhane ve Bayburt'u da kapsayan bir çerçevede 'Yeşil Yolculuk' turizmi geliştireceğiz. Burada doğanın içinde doğayı bozmayan, asıl unsurlarını ikinci planda bırakmayan, yapılaşması ağaç boyunu asla geçmeyen, gezerken doğayı, havanın temizliğini, bereketini, lezzetini hissedeceğiniz bir 'Yeşil Yolculuk' hayal etmeye çalışıyoruz.

Bu çalışmalar, ülkeler arası dostluğu, sevgiyi, saygıyı ve GSMH’ yı artıracak projeler olacaktır. Tabi, bu çalışmaları sürekli ve randımanlı bir şekilde yapabilmek için, vizeleri sınırları kaldırmak lazım. Sosyal kültürel ilişkileri geliştirip, dostluk kahveleri içmek lazım.

 

Bu duygu ve temenniler içinde, Trabzon’da ev sahipliği yapmaktan onur ve gurur duyduğumuz 3. Trabzon İpekyolu İşadamları Zirvesi’nin, 21. Yüzyıla damgasını vuracak potansiyelde ilişkilerin başlangıcı olmasını temenni eder, saygılar sunarım.